20 Kasım 2017 Pazartesi

Entelektüel Liderlik

Entelektüellik nedir? İşte bazı tanımlar: 

Özünde pratik amaçlar gütmeyen faaliyetler yürüten bir sanat ya da bilimle ya da metafizik spekülasyonla ilgilenmekten keyif alan; “Benim krallığım bu dünyanın krallığı değil”diyen ...

Ekonomik, yönetsel kaygılar taşımaksızın yada bu kaygılara karşın taviz vermeksizin olumsuzlukları seslendirmek, adaleti, eşitliği, saydamlığı, özgürlüğü, liyakatı toplumda, organizasyonlarda egemen kılmaya çalışan kişi...

İnsanlığın vicdanı olan süper yetenekli, ahlaki donanımları gelişkin filozof yöneticiler. 

Entelektüel kişi; öncelikle, çağının bilgisiyle tutarlılaşmış kişidir. Belli bir öğrenimi, bilgisi, görgüsü olan kişi olarak da tanımlanmaktadır. Oysa belli bir öğrenim, bilgi ve görgü entelektüel olmaya yetmemektedir. Entelektüel olan kişi, çağdaş bilgi düzeyinde düşünceleri ve davranışları tutarlı olan kişidir. Bu ise; çağdaş ve bilimsel bir dünya görüşüne varmakla gerçekleşebilmektedir. Belli bilgilerde olağanüstü uzmanlaşma bile, kişiyi böylesine bir tutarlılığa ulaştıramamaktadır. Tutarlılık, ancak, çağdaş, bilimsel ve bütünsel bir bilgi ile elde edilmiş bir dünya görüşüyle sağlanabilmektedir.

Entelektüel, geleneksel anlamı içinde, düşünsel veya zihinsel etkinliğe yönelmiş, bilgili, değerlendirme ve eleştiri gücü yüksek, topluma öncülük etme misyonu yüklenmiş aydın, çağdaş kişi olarak da tanımlanabilmektedir. 

Entelektüel, her şeyden önce yaratıcı bir düşün insanıdır. Zihinsel/düşünsel üretimin mimarıdır. Ama entelektüel, aynı zamanda da, yaşadığı ülkenin ve dünyanın sorunları karşısında kendini sorumlu gören, duyarlı bir eylem adamıdır. Entelektüel kişi, büsbütün kabul veya redçi değildir. 

Entellektüel Kişiliğin İşlevleri Ve Özellikleri 

• İnsan düşüncesini ve insanlar arası iletişimi kıskacı altına alan klişeleri ve indirgeyici kategorileri kırmak. 
• Bir şeyleri değiştirme imkanlarına set çeken olağanüstü güçlü otoritelere direnebilmek. Muhalefete dayanan bir ruha sahip olmak. 
• Yalnızlığı tercih etmek, her zaman çoğunluğa uyup, olumsuzluklara hoşgörü göstermektense yalnız kalmayı daha iyi görmek. 
• Konuşma, yazma, yetiştiricilik ve kamu huzurunda sorunları seslendirme yeteneğine sahip olmak. 
• İzleyicilerini, karar vericileri mutlu kılma kaygısından uzaklaşma; sıkıntı verici, aykırı olmak, keyif kaçırıcı olmak. 
• Kendine özgü davranışlara sahip olma, tüm benliğiyle kendisini uzun vadeli vizyona adama, risk alma, iradeli olma, yakın durduğu kişileri heyecanlandırma. 
• Kendi kendini yaratma, geleneklere ve  adetlere mesafeli durma, vasatlığa ve klişelere saldırma, akılcı ve ilerici değerleri savunma. 
• İnanmadığı şeye hizmet etmeme, özgürce ve bütünlükle ifade edebileceği bir hayat ve sanat tarzı bulma. 
• Bilgi ve özgürlük temelli bir yaşamı tercih etmek ve dolayısıyla gezginci bir yaşamı tercih etmek. 
• Marjinal, yabancı olmak; otorite ve güç sahibine değil gezgine; alışkanlığa değil geçiciliğe ve rizikoya; otoritenin belirlediği statükoya değil yeniliğe ve deneye duyarlı olmak. 
• Kollektif duygular peşinden koşmamak, onları referans alarak farklılaşmaya çalışmamak.                                              

Lider Yönetici Ve Yönetici Arasındaki Farklar 

• İyi bir yönetici, yukarıdan gelen emir ve önerileri izlemek eğilimindeyken; iyi bir lider-yönetici geleceği düşünme, ve gerekli olan eylem planı konuşulmadan önce konuları, problemleri ve ihtiyaçları tahmin eder. 
• İyi bir yönetici sorumluluğu kabul etmeye gönüllüdür. İyi bir lider/yönetici sorumluluk arar. 
• Etkili bir yönetici, mütevazı riskler almak eğiliminde iken, yönetici-lider anlamlı sonuçlar yaratacağına inandığında daha büyük riskler alır. Büyük bir sabırla eylem planına bağlı kalır. 
• İyi bir lider-yönetici, olağan bir yöneticiden daha fazla girişimci bir ruha sahiptir. 
• Yönetici rahat görevleri talep ederken, lider-yönetici, liderlik potansiyelini göstermek için  daha güçlü fırsatları arar. 
• Yöneticiler, genellikle yönetiminde olanlara çalışanlar olarak bakarken, lider yönetici ekip üyesi olarak görür. 
• Yöneticiler mütevazı hedefler belirlerken başkalarını pasifize etme eğilimindedirler. Liderler daha güçlü hedefler belirlerken, diğerlerini aktif kılarlar ve dinamik çevre yaratırlar. 

Entellektüel Liderliğin Tanımı 

Bilgi toplumuna geçişle birlikte; bilgi, beceri ve entelektüel bilince sahip, vasıflı ve uzmanlaşmış çalışanların artmasıyla birlikte, düşünce gücü gelişmiş Entelektüel Liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. 

Bilgi toplumunun sosyo-ekonomik yapısı, sanayi toplumununkine göre oldukça farklılaşmış, liderlik anlayışlarında da büyük değişimler yaşanmıştır. Oldukça sivri bir yapı arz eden örgütsel piramit, giderek basıklaşmaya, yalın örgütlere dönüşmeye başlamıştır. Bilgi toplumunda, artık bilgi ile donanmış çalışanlar, lider karşısında son derece güçlü durumda yer almaktadırlar. Artık, lideri diğerlerinden ayıran durum, bilgileri kullanmadaki yeteneği, bilgileri yönetebilmesi ve kullanabilmesidir. Bilginin artmasıyla, insanların düşünce gücü gelişeceğinden, düşünce gücü gelişmiş liderler de artacaktır.                                           

Liderlikle ilgili tanımlardan ve tüm liderlik türlerinin ardından, bilgi çağında ortaya çıkacak; insan faktörünün verimini arttırmaya yönelik etkili liderlik türlerinden biri de Entelektüel Liderliktir. Liderlikle ilgili, hemen herkesin söyleyebileceği şeyler; "lider vizyon kazandırır, izleyici bir grubu vardır, toplumu ya da organizasyonu bir noktadan daha öte bir noktaya taşır" ile sınırlıdır. 

En önemli kaynağın bilgi olduğu bilgi toplumunda, bilgilenmiş birey vazgeçilmez nitelik kazanmakta  ve organizasyon yapıları bilgi-tabanlı (information-based), yönetim sistemleri insan-merkezli (human-oriented) biçimde yeniden tasarımlanmaktadır. Bireylerin zihinsel kapasitelerinin, yararlı ürün ve hizmetlerin üretilmesi doğrultusunda yöneltilmesi, bilgi çağında liderlerin en önemli işlevleri arasında sayılmaktadır. 

Organizasyonda insan unsurunun, dolayısıyla düşünce ve bilginin en önemli sermaye haline geldiğinin farkına varıldığında, liderlik anlayışının da yavaş yavaş boyut değiştirdiği görülmektedir. Artık liderler, sadece uzmanlıklarıyla, otoriteleriyle veya karizmalarıyla etkili olmayacaklardır. Bilgi toplumunda, liderlerin entelektüel özellikleri ön plana çıkmakta, özellikle düşünsel gücü gelişmiş, bilgi, beceri ve genel kültüre sahip, yüksek eğitimli Entelektüel Liderlere gereksinim duyulmaktadır. 

Sanayi toplumunda birey, zorunlu ve kültürel ihtiyaçlarını genellikle maddi ürünlerle karşılamaktaydı. Ancak, bilgi toplumu aşaması ile, bilgi üretimi ve kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda , Maslow' dan itibaren dikkate alınan ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramında en üstte bulunan, bireyin kendini kanıtlaması, yeteneklerini geliştirmesi ve kendini gerçekleştirmesi gereksinimlerinin , bilgi toplumunda optimal biçimde karşılanabilmesi Entelektüel Liderler sayesinde gerçekleşecektir. 

Bugün, çağdaş insan yönetiminin zorluğu, insanın satın alınamayan, baskı altında tutulamayan      psiko-sosyal yanlarının kazanılmasından kaynaklanmaktadır. İnsan, eskiden olduğu gibi, ne zorla ne de sadece fazla parayla çalıştırılabilmektedir. İnsan, bugün yalnızca parayla güdülenen "ekonomik bir varlık" değil, aynı zamanda hisleriyle ve düşünceleriyle hareket eden psiko-sosyal, kompleks bir varlıktır.                                               

Entelektüel liderler, uzmanlıklarının, deneyimlerinin yanı sıra yönetime ilişkin bilgiye de sahiptirler. Yüksek bir teknik yetenek, üstün bir yönetsel beceri, kültürel duyarlılıkta açıklık, uyum gösterme yeteneği, esneklik, üstün beceri ve kavrayışlı dil yeteneği, kişisel zenginlik ve olgunluk, duygusal dengelilik, uyum ve birlik yeteneği,  müzakerelere açıklık, gelecek ağırlıklı yaratıcı düşünce ve vizyonel bakış açısı ile, barış ve sevgiyi her an bir yerde gerçekleştirebilecek bir esneklik ve sadeliğe sahiptirler. 

Entelektüel liderler için, öğrenme ve en iyiye ulaşma kaygısı , her zaman çalışma önemli unsurlardır. Topluluğu kazanmanın en önemli koşulu, insanların yüreklerinin içini okumaktır. Buna en güzel örnek olarak, Atatürk verilmektedir. Atatürk, halkın içinden yetişmiş, halkın duygularını ve düşüncelerini çok iyi analiz edebilmiş, halkın nabzını tutabilmiş, kısaca halkın yüreğini okuyabilmiş ve bunu her zaman halka mal etmeyi bilmiştir. 

Entelektüel lidere düşen iş, sadece görevini yapmak değil , öğrenmek ve herkes için de bir öğrenme ortamının oluşması için katkıda bulunmaktır. 

Entelektüel lider, sadece tek bir alanda uzmanlaşmakla yetinmemektedir. Zeka, temsil ( fiziki durum, giyim ve görünüm ), sözlü ifade (konuşma) ; yazılı ifade, muhakeme, başkalarının başarılarını etkileme ve ikna etme; mantıklı, kararlı ve tutarlı olma; analiz ve sentez ruhuna sahip olma, genel kültür sahibi olmak bilgi çağının Entelektüel liderlerinde aranan özelliklerdir. 

Entelektüel lider , herkesin ortak mirası olan; ulusal değerlerin uluslar arası değerlerle bütünleştirilmesini sağlayacak bir ortak kültür anlayışıyla yetişmiştir. 

Sosyal duyarlılık; bir organizasyonun sosyal çevresindeki sorunlara ve kısmen baskılara tepki gösterme veya cevap verme yeteneğidir. Bilgi çağının entelektüel lideri, organizasyonun sosyal sorunlara çözüm getirmek için gösterdiği tepkilerin hızı ve etkinliğiyle ilgilenerek , sosyal sorunlara da çözüm getirmeyi hedeflemektedir.

Entellektüel Liderliğin Gerekçeleri     

Tarım ve Sanayi Devrimlerinden sonra yaşanan Bilgi Devrimi sonucu ortaya çıkan, bilgi toplumunun gelişimi ve bu toplumun organizasyonlarının başarısı için, yukarıda özellikleri sayılan entelektüel liderliğin gerekçelerini şu şekilde sıralamak mümkündür: 

Bilgi toplumunda önde gelen sektör, dördüncü ve yeni sektör olan "entelektüel sektör" dür ve bilgi toplumu, sanayi toplumunun aksine, çok merkezlidir. 

Hızlı değişimlerin yaşandığı bilgi toplumunda, mal üretimi yerine bilgi üretimi ön plana çıkmakta, bilginin yönetimi de ayrı bir önem kazanırken; yenilik, farklılık ve yaratıcılık organizasyonlar için olmazsa olmaz bir koşul haline gelmektedir. Bilgi toplumu; büyük miktarda dayanıklı tüketim malı üretip tüketen sanayi toplumunun aksine, yüksek seviyede kitlesel bilgi üreten bir toplumdur. 

Akıllı işletmeler, gelecekteki başarılarının soyut bir kaynağa - organizasyon içindeki  Entelektüel Sermayeye - bağlı olduğunun bilincindedir. Geleceğin başarılı işletmeleri, zekanın kapasiteden - depolanmış bilgiden- ibaret olmadığını, bu kapasiteden büyük ölçüde yararlanma yeteneğini de içerdiğini anlamaları sayesinde akıl yoluyla işletilenler olacaktır. Bu ikisinin toplamı , organizasyonun entelektüel sermayesidir ve bu sermayeyi güç haline getirmek rekabet avantajını doğuracaktır. 

Bilgi çağı organizasyonlarında, eğitilmiş insanın öneminin ortaya çıkması ve bu gücün işletmenin varlıkları arasında yer almaya başlaması dolayısıyla, bilgi toplumunda merkezi unsur, toprak ve sermaye gibi maddi varlıklar olmayıp, bilgili/nitelikli ve eğitimli insanlardan oluşmaktadır. 

Bilgi bir ölçüde bir varlığı sürdürme faktörü olarak yaşamımıza egemen olmuştur. İnsan bilgi işçisi olarak, en gelişmiş sibernetik makinelerden çok daha etkin sentezleme kabiliyetlerine kavuşmuştur. Eğitilmiş insan, bilgi işçisi olarak bir problemler yumağını, hızla çözümler demetine dönüştürebilme kabiliyeti kazanmıştır. 

Bilgi toplumunun yeni işçi tipi bilgi işçilerinin, geleneksel işçiden farklı olarak ikame edilmeleri oldukça güçtür ve yine onlardan çok daha iyi eğitim görmüşlerdir. Daha genç oldukları için, rutin işlerden hoşlanmamaktadırlar. Yeni bir gücü temsil etmektedirler. Yine bilgi toplumunda, verimliliğin artışı için büyük ölçüde sürekli eğitim gerekmektedir. 

Bugünün entelektüel liderleri kişisel gelişime ağırlık veren, bağımsızlığa değer veren, bürokrasiden hoşlanmayan, çalışma yaşamıyla iş yaşamını dengeleyen  kişidir. 

Bu özellik, bir insanın kendi kendine bir iç sohbeti gibidir ve kişiyi duygularına esir olmaktan alıkoymaktadır. Normal olarak herkes kötü bir ruh halinde olabilir ve duygusal dürtülerle karşılaşabilir ancak, bazı insanlar bunları kontrol altına almayı ve elverişli bir şekle dönüştürmeyi başarabilmektedirler.

Öncelikli olarak, kendi duygularını ve dürtülerini kontrol edebilen entelektüel lider, mantıklıdır ve bir güven ve adalet ortamı yaratmaktadır. Böyle bir ortamda, politika ve iç mücadeleler azalacak, verimlilik ise artacaktır. Yetenekli insanlar, organizasyon içinde toplanacak ve ayrılma için bir niyet taşımayacaklardır. Entelektüel lider, kendi duygularını, güçlü ve zayıf yanlarını, ihtiyaç ve motivlerini tanımaktadır. Hem kendine, hem de başkalarına karşı dürüsttür. Kendi iç dünyasında sorunları olsa da, düşüncelerini organizasyonun sorunlarına odaklaştırabilmekte güçlük çekmemektedir. 

İfade Yeteneği

Entelektüel lider, gerçeği söylemekten kaçınmayan, duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilen, zaman zaman zayıf yönlerini de ortaya çıkarabilen bir kişidir. 

Liderin duygu ve düşüncelerini izleyicilerine aktarabilmesi, iletişim sayesinde gerçekleşir. Lider ile izleyici arasındaki ilişkinin doyurucu olabilmesi, ilkeler ve amaçlar doğrultusunda hareketlenebilmesi için, karşılıklı olarak bilgi aktarımı gerekmektedir. İletişim kurmakta güçlük çeken liderler, kendilerini ifade etmekte zorlanmaktadırlar. İletişimi, bilgi ve sevgiyle birleştiren entelektüel lider, samimi ve geliştirici bir ilişki ortamı oluşturabilmektedir. 

Entelektüel lider, izleyicileri tarafından yaklaşılabilir olmak için, zayıf yanlarını da bilinçli olarak göstermektedir. Lider olmadan liderlik taklidi yapanlarsa; sürekli mükemmel görünmeye, maço bir tavır içinde olmaya çalışmaktadırlar. Bilinçli olarak seçtikleri zayıf yanları, utangaçlıkları ya da dağınık olmaları olabilmektedir. 

Entelektüel liderler için, öğrenme ve en iyiye ulaşma kaygısı, her zaman çalışma önemli unsurlardır. Topluluğu kazanmanın en önemli koşulu, insanların yüreklerinin içini okumaktır. Buna en güzel örnek olarak, Atatürk verilebilmektedir. Atatürk, halkın içinden yetişmiş, halkın duygularını ve düşüncelerini çok iyi analiz edebilmiş, halkın nabzını tutabilmiş, kısaca halkın yüreğini okuyabilmiş ve bunu her zaman halka mal etmeyi bilmiştir. 

Prof. Dr. Ali Akdemir 

ARAÇ BAKIM FORMU

Yeni Sayfa 1

ARAÇ BAKIM FORMU

 

ARAÇ PLAKA NUMARASI  
KULLANICI ADI  
BAKIM TARİHİ  
UZMAN GEREKİYOR MU?  

 

İSTENİLEN TAMİRLER:

 

 

 

 

EXTRA TAMİRLER:
Tamirci tarafından ekstradan yapılan

 

 

 

 

YAĞ DEĞİŞİMİ:
Tarih ve Km

 

 

 

 

HANGİ KM’ de:
Sonraki bakım yapılması gerekir

 

 

 

 

Onay                                                                                                                                                                                                     Araç Servis Firması
                                                                                                                                                                                                             İmza ve kaşe
 

19 Kasım 2017 Pazar

Bezelye

Bezelye dünya genelinde fasulyeden sonra en fazla üretilen ve baklagiller içinde en yüksek verim alınan bitkidir. Kuru bezelyenin en fazla ekim alanı ve üretimi gelişmiş ülkelerde olup, halen artmaktadır. Avrupa birliği ülkelerinde ekimi, soya proteinine bağımlılığı azaltmak amacıyla, Birlikçe desteklenmektedir. Ülkemizde ise tam tersi bir durum izlenmekte. bezelye  ekim alanı ve üretimi sürekli azalış göstermektedir. Ülke genelinde 1600 hektar olan ekim alanında. 3900 ton ürün ve hektara 2438 kg verim alınmaktadır.

Baklagil bitkilerinin ekim nöbeti sistemlerine alınmasının en önemli nedeni olan biyolojik yolla azot fiksasyonlarından azami ölçüde faydalanmak ve bu bitkilerden ekonomik ürün albilmek için bitkilerin kök bölgesinde etkin Rhjzobium bakterilerinin bulunması gereklidir. Anadolu bezelyenin orijin merkezi içine girmekte ve orijin merkezlerinde, baklagillerde etkili Rhizobium bakterileri doğal olarak bulunmaktadır. Bununla birlikte ıslah edilen çeşitlerin orijin merkezlerine introdüksiyonlarında bitkilerde nodulasyon oluştuğu fakat, etkin olmayan simbiyoz  gerçekleştiği gözlenmiştir. Nitekim Anadolu topraklarında gerek bezelye ve gerek diğer Baklagil bitkilerinde, bu durum saptanmıştır. Denemenin yapıldığı bölgeyi içine alan bir çalışmada. Ortadoğu topraklarının çok farklı etkinliğe sahip bakteri hatları içerdiği. bu hatların çoğunun etkinliğinin. ıslah edilmiş bezelye çeşitlerinde. düşük olduğu belirtilmektedir .

Bezelye her zaman bakteri aşılamasına veya azot gübrelemesine tepki göstermemekte, bu nedenle bezelyede etkili Rhizobium bakterilerinin yeterli ve etkin olduğuna inanılmaktadır. Nodulasyonu iyi oluşmuş, kışlık ekilen bezelyenin, ihtiyacI olan azotun, % 70-80’ini biyolojik yolla atmosferden sağladığı ve bağlanan azotun 33-238 kg/ha arasında değiştiği belirtilmektedir.

Bağlanan azot miktarının bu kadar geniş sınırlar içinde değişmesi, çevre faktörleri, kültürel uygulamalar yanında genetik yapı olarak uyumlu baklagil Rhizobium kombinasyonuna da bağlıdır.

Bu çalışmada, Hatay koşullarında bezelyede etkili yerel Rhizobium leguminosarum bakterilerinin durumunun belirlenmesi amaçlanmış ve Marmara çeşidi kullanılarak yerel bakterilerin etkinliği, uzun yıllar baklagil ekilmemiş ve zaman zaman baklagil ekilmiş alanlarda, inokulasyonla verilen bakteriler ve yüksek azot dozları ve fosfor gübresi ile kıyaslanarak araştırılmıştır.

Materyal ve Metot

Hatay koşullarında bezelyede etkili yerel Rhizobium bakterileri ve aşI ile verilmiş bakterilerin bezelyede nodulasyon ve verimine etkisinin araştırıldığı denemeler, Mustafa Kemal üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Soğuksu deneme alanı ve Serinyolda çiftçi tarlasında 1995-1996, 1996-1997 yetiştirme yıllarında yürütülmüştür. Soğuksu deneme alanı toprağı tınlı yapıda, pH 7.2, organik madde % 2.29, N % 0.114, fosfor 1.6 kg/da, potasyum 253 ppm; Serinyol deneme alanı toprağının tekstürü tınlı, pH 7.1, organik madde % 1.43, N % 0.150, fosfor 2.8 kg/da, potasyum 257 ppm olarak bulunmuştur.

Denemelerin yapıldığı Soğuksu lokasyonunda daha önce baklagil bitkisi yetiştirilmemiş, Serinyol çiftçi tarlasında zaman zaman bezelye de dahil diğer baklagil bitkileri yetiştirilmiş ancak, bezelyeden önce her iki lokasyonda da buğday bitkisi yetiştirilmiştir.

Denemelerin yürütüldüğü süre içerisinde gerçekleşen aylık ortalama sıcaklık ve yağış dağılımı Şekil 1’de verilmiştir. İklim verilerindeki en belirgin farklılık yağış miktarı ve dağılımında gerçekleşmiş, 1996-97 yılında bir önceki yıla göre toplam 242 mm, bitkinin çiçeklenme devresi olan Nisan ayında yaklaşık 100 mm daha fazla yağış gerçekleşmiştir.

Çalışmada kullanılan Marmara çeşidi, tescil ettiren kuruluş Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsünden, bakteri materyali Toprak Gübre Araştırma Enstitüsünden sağlanmıştır. Denemelerde, a) azot (N), b) fosfor (P), c) azot+fosfor (N+P), d) aşılama (I), e) g.bresiz ve aşılamasız kontrol (K) uygulamaları, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiştir. Azot uygulanan parsellere 5 kg/da N gelecek şekilde .re, fosfor uygulanan parsellere yine 5 kg/da fosfor hesabıyla Triple Süper Fosfat gübreleri ekimden önce parsellere serpme olarak verilmiş ve toprağa karıştırılmıştır. Azot uygulanan parsellere, çiçeklenme zamanı 5 kg/da N olacak şekilde üre gübresi sıra yanlarına üst gübre olarak verilmiştir. Bakteri aşılanan tohumlar, bakterilerin tohuma yapışmasını sağlamak amacıyla önce şeker solusyonuyla nemlendirilip, peat inokulant ile aşılanmış ve daha sonra gölgede kurutulmuştur. Aşılanmayan tohumlar aynı oranda şeker solusyonu ile karıştırılmıştır.


Aşılanmış ve aşılanmamış tohumlar, önceden açılmış sıralara, birinci yıl 16 Kasım, ikinci yıl 13 KasIm tarihinde, el ile ekilerek, .zerleri yumuşak toprakla kapatılmıştır.

Ekimler sıra arası açıklık 30 cm, sıra .zeri mesafe 10 cm olacak şekilde 4 m uzunluğundaki 9 sıraya yapılmıştır.

Nodul gözlemleri için çiçeklenme zamanında, her parselin bir kenarındaki ikinci sıradan 5 bitki alınmış ve kökler yıkandıktan sonra, her bitkinin nodulleri sayılıp, ana k.k ve yan k.k .zerinde bulunuş ve nodul rengine göre puanlandıktan sonra, nodul ve bitkiler 60¼CÕde sabit ağırlığa gelene kadar kurutulup tartılmıştır. Ayrıca, bitkilerde azot oranI Kjeldahl yöntemiyle bulunmuştur. Hasat olgunluğunda biyolojik verim ve tohum verimi, nodul ve hasat zamanı gözlemler için örneklerin alındığı sıranın ve kenar tesirlerinin dışında kalan, içteki 3 m uzunluğunda 5 sıradan oluşan 4.5 m2’lik alandan hesaplanmıştır. Bitkiler toprak yüzeyinden kesilip, tartıldıktan sonra, tohumlar el ile ayrılmıştır. Tohumlarda azot oranı Kjeldahl yöntemiyle bulunmuştur. Varyans analizi önce yıllar ve lokasyonlar birleştirilerek yapılmış, çalışmada genel olarak uygulama ve lokasyon etkisi ile biyolojik verim ve tohum veriminde yıl etkisi de önemli bulunduğu için veriler uygulama, yıl ve lokasyonlarda gösterilmiştir.

Araştırma Bulguları ve Tartışma

.içeklenme d.neminde yapılan nodul gözlemlerine göre, bezelye bitkisi bakteri aşılamasına Soğuksu lokasyonunda her iki deneme yılında, Serin yolda 1996-97 yılında tepki göstermiş (p<0.01) ve aşılama ile bitkide nodul sayısı artmış, diğer uygulamalar istatistiki olarak benzer bulunmuş ve aynı grup içinde yer almıştır (Tablo1). Uygulanan g.bre ve aşılama işleminin nodul kuru ağırlığına etkisi ise her iki lokasyon ve yılda istatistiki olarak .nemli bulunmuştur (p<0.01). 


Bakteri aşılama uygulaması nodul sayısında olduğu gibi nodul kuru ağırlığını da artırmış, diğer uygulamalarda ise nodul kuru ağırlığı istatistiki olarak benzer bulunmuş, yüksek azot dozları nodul sayısı ve kuru ağırlığını istatistiki fark olacak şekilde azaltmamıştır (Tablo 1). Nodul sayısı ve kuru ağırlığının aşılama uygulamasında artması yerel bakteri populasyonunun sayıca yetersiz , azot ve diğer uygulamalarda benzer bulunması nodul oluşumunun yüksek azot dozlarından etkilenmediğini göstermektedir. Laboratuarda aseptik koşullarda, fosfor uygulamasının nodul sayısı ve ağırlığını artırdığı belirtilmekle birlikte, bu çalışmada fosfora tepki saptanmamıştır.

Yapılan nodul puanlaması (12), her iki yıl ve lokasyonda istatistiki olarak uygulamalar arasında farklı ve önemli bulunmuştur (p<0.01). Aşılama uygulaması her iki yılda da en yüksek puan alırken, genel olarak azot bulunan uygulamalarda düşük, fosfor ve kontrol uygulamasında orta düzeyde puan almıştır (Tablo 1). Azot uygulamalarında nodullerin daha çok yan kökler .zerinde, k.ç.k ve pembe renkli nodul oranının daha az olduğu gözlenmiştir.

Bitkide nodul sayısı ve ağırlığı ile nodul puanlaması yıllar arasında fark göstermezken, lokasyonlarda istatistiki olarak birbirinden farklı bulunmuş, belirtilen üç özellikte Serinyol lokasyonunda daha yüksek gerçekleşmiştir. Bu bulgular baklagillerin ekim nöbetine alındığı sistemlerde bakterilerin devamlılığının sağlandığını göstermektedir.

Çiçeklenme döneminde bitki kuru ağırlığı yönünden uygulamalar arasındaki farklılık 1995-96 yılında Soğuksu lokasyonunda .nemli bulunmuş, diğer yıl ve lokasyonlarda uygulamaların bitki kuru ağırlığına olan etkisi önemli bulunmamıştır. 1995-96 yılında Soğuksuda azot+fosfor uygulaması en yüksek bitki kuru ağırlığını oluşturmuş, diğer yıl ve lokasyonda .nemli olmamakla birlikte, LSD testine g.re azot+fosfor veya sadece azot uygulamasında bitki kuru ağırlığı daha yüksek olmuştur (Tablo 1). Çiçeklenme dönemi nodulasyon ve azot bağlama oranının maksimum olduğu devre olmakla birlikte , bu dönemde bitkilerin kuru ağırlık yönünden değişmediği önceki çalışmalarda da saptanmıştır . Soğuksuda 1995-96 yılında önemli, diğer yıl ve lokasyonlarda F-testine göre önemsiz olmakla beraber LSD testine göre azot+fosfor uygulamasında, bitki kuru ağırlığının diğer uygulamalardan daha yüksek olması, yüksek azot dozuna ilave olarak, yüksek fosfor dozlarının gerekli olduğu görüşünü destekler niteliktedir.

Hasat zamanı saptanan biyolojik verime yıl, lokasyon ve uygulamaların etkisi .nemli bulunmuştur (p<0.01). Denemelerin ikinci yılında, bitkilerin çiçeklenme zamanı olan Nisan ayında gerçekleşen fazla yağış (Şekil 1) biyolojik verimi düşürmüştür. Her iki yılda da Serinyol lokasyonunda biyolojik verim Soğuksu lokasyonuna göre yüksek bulunmuştur. Genel olarak azot gübresinin yer aldığı uygulamalarda biyolojik verim daha yüksek gerçekleşmiştir. En yüksek biyolojik verim azot+fosfor uygulamasından alınırken, aşılama uygulaması sadece azot verilmiş uygulama kadar ve aşılama yapılmayan uygulamalardan daha fazla biyolojik verim oluşturmuştur (Tablo 2). G.bre veya aşılama uygulamaları bitki boyu .zerine .nemli etkide bulunmamıştır.

Tohum verimine uygulamaların etkisi, her iki yıl ve lokasyonda istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0.01). Her iki yılda da en yüksek tohum verimi azot+fosfor uygulamasında gerçekleşmiş, birinci yıl sadece azot ve aşılama uygulamaları azot+fosfor uygulaması sonuçları ile istatistiki olarak benzer bulunmuştur (Tablo 2). İkinci yıl aşılama uygulaması azot+fosfor uygulamasından d.ş.k olmakla birlikte, sadece azot uygulaması ile istatistiki olarak benzer tohum verimi üretmiştir.

Tohum verimine lokasyon ve yılların etkisi önemli bulunmuştur (p<0.01). Tohum verimi fazla yağıştan dolayI ikinci yılda birinci yıla oranla d.ş.k gerçekleşmiş, her iki yılda da Serin yoldaki verim Soğuksu lokasyonundaki verimden daha yüksek bulunmuştur. Çiçeklenme döneminde saptanan bitkide azot oranı genel olarak azot uygulamaları ve aşılama yapılmasıyla artış göstermiş (Tablo 2) fakat, uygulamaların etkisi sadece 1995-96 yılında Soğuksu lokasyonunda önemli olmuş (p<0.05) diğer yıl ve lokasyonda önemli bulunmamıştır. Hasat olgunluğu zamanı tohumda belirlenen azot oranlarına ise uygulamaların etkisi her iki lokasyon ve yılda önemsiz olmuştur. Aşılama ve azotlu gübreleme istatistiki fark olacak şekilde tohumda azot oranını artırıcı etkide bulunmamıştır. Bezelye ve diğer baklagillerde azot veya aşılamanın verimi artırmasına rağmen azot oranını değiştirmediği bundan önceki çalışmalarda da gözlenmiştir. Her ne kadar azot oranı değişmiyor görülse de, azot gübrelemesi ve aşılama sonucu biyolojik verim ve tohum veriminin artmasından dolayı, birim alandan kaldırılan azot miktarI artmaktadır.

Rhizobium Aşılaması ve Gübrelemenin Bezelyenin (Pisum sativum L.) Nodulasyonu ve Verimine Etkisi


Nodulasyon ve verim değerleri dikkate alındığında, denenen bezelye çeşidinin azot uygulaması ve aşılamaya tepki göstermesi, bölge topraklarında her ne kadar Rhizobium leguminasarum bakterisi bulunsa da, bunların azot bağlama etkinliğinin, Marmara çeşidinde, düşük olduğunu göstermektedir. Nitekim, Ortadoğu topraklarında var olan Rhizobium leguminosarum bakterilerinin etkinliğinin, yerel bezelye çeşitlerinde yüksek olmakla birlikte, Islah edilmiş çeşitlerde etkinliklerinin düşük olduğu bundan önceki çalışmalarda da belirtilmiştir. Bezelyenin bakteri aşılamasına her lokasyonda olmasa da tepki gösterdiği çalışmalar bulunmaktadır. Serinyol çiftçi tarlasında gerek nodulasyon ve gerekse verim değerlerinin, Soğuksudan daha yüksek olması, ekim n.betinde baklagil bitkisinin olmasının bakteri populasyonunu artırdığı veya devamlılığını sağladığı, uzun süre baklagil bitkisinin ekilmediği durumda, her ne kadar bakterilerin toprakta bulunsa da, sayısının azaldığını göstermektedir. Efektif nodulasyon ve azot fiksasyonu bakteri sayısına da bağlıdır. Nodulasyon ve verim bulguları, aşılama ile bezelyenin nodulasyonunun ve sonuçta azot gübrelemesine gerek kalmadan veriminin arttırılabileceğini göstermektedir. Yüksek azot dozlarına olan tepki yerel Rhizobium bakterilerinin etkinliğinin düşük olduğunu göstermektedir.