8 Ocak 2017 Pazar

40 Hadis

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. Müslim, İmân, 95.
اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ İslâm, güzel ahlâktır. Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.
مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ  İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.
اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Tirmizî, İlm, 14.
لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez) Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran. Tirmizî, Birr, 55.
إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.
اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.  Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.
لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur. İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.
لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız. Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz. Buhârî, Edeb, 57, 58.
إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.
لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme. Tirmizî, Birr, 58.
تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. Tirmizî, Birr, 36.
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir. Tirmizî, Birr, 3.
ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ: دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası. İbn Mâce, Dua, 11.
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. Tirmizî, Birr, 33.
  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.
لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42
اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim. Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.
اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir. Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.
كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir. Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.
عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur. Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.
مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا Bizi aldatan bizden değildir. Müslim, Îmân, 164.
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)  cennete giremezler. Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.
أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ  عَرَقُهُ  İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. İbn Mâce, Ruhûn, 4.
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır. Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.
إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ  وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz. Tirmizî, Cum’a, 80.

Erken Embriyonik Ölümler

Kısrağınızı aygıra çektikten sonra 14. günde yapılan gebelik muayenesinde kısrağınızın GEBE olduğu müjdesini Veteriner Hekiminizden alırsınız. Sonra yine Veteriner Hekiminiz ikinci gebelik kontrolünde veya üçüncü gebelik kontrolünde kısrağınızın boş olduğunu ve tekrar tohumlanması gerektiğini söyler. Tabi ki bu durum siz yetiştiricilerimizi ve biz emek sarfeden hekimleri üzer. İşte bu olaya erken embriyonik ölüm denir. Hatta bazı yetiştiricilerimiz diğer gebelik kontrollerini yaptırmazlar ise daha büyük hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü durumun dışardan gözlenmesi imkansızdır ve at sahibi de bu durumdan habersiz kısrak doğuracak diye bekler durur. Kısrakta bir sonraki aşım sezonuna kadar boş kalır. Yani tam bir hayal kırıklığı. Bu durumla karşılaşan yetiştiricilerimizin bana sordukları sorular şunlar olmaktadır. Neden oluyor ve ne yapmalıyız? 

Neden ve ne yapmalıyızdan önce ERKEN EMBRİYONİK ÖLÜMLER ne zaman şekillenir onu anlatmalıyım. Kısrağınızın, gebeliğinin ilk 20-28. günlerinde erken embriyonik ölümler çok şekillenmektedir. Embriyonik ölümler gebeliğin 90-100. günlerine kadar görülebilir. Ancak bu çok yoğun karşılaşılabilen bir durum değildir. 100. günden sonrada zaten bir problem olursa kısrak yavrusunu atar yani abort yapar. Bu zaman süreçlerinde kısrağınızı Veteriner Hekim kontrolünde tutmak erken embriyonik ölümlerin erken teşhisinde önemlidir. Ne kadar erken teşhis edilebilirse kısrağınızın tekrar gebe kalma olasılığı artar. 

Erken embriyonik ölümlerin sebeplerini söylemek gerekirse bunlar

* HORMONAL BOZUKLUKLAR
* BESLENME BOZUKLUKLARI, KÖTÜ BESLENME
* YAŞ
* STRES
* MEVSİMSEL DÜZENSİZLİKLER
* KISRAK VE EMBRİYODAKİ HATALAR

Bu saydığımız nedenlerin sonu yine hormonel bozukluklara dayanır. Çünkü gebeliğin devamını sağlayan PROGESTERON hormondur. 

Yine yarış sahalarından haralara ilk kez gelen damızlık olacak kısraklarınız hemen tohumlanamadığı , tohumlanıp gebe kalmadığı veya gebe kalanların ise embriyonik ölüm yaptığını öğrenirsiniz. Çünkü bu durumların sebebi yarış sahasında kontrolsüz kullanılan ilaçlardır. Bunların başında da KORTİZON kullanımı gelmektedir. 

Kısrağınızın tay kızgınlığında tohumlanması da erken embriyonik ölümlere sebebiyet verebilir. Bunun nedeni de kısrak dölyatağının doğumdan sonra 30 gün civarında normal haline dönebilmesidir. Dölyatağı normal durumuna dönemediği için,doğumdan sonraki 9-10. günlerdeki tohumlamalarda kısrağınızda erken embriyonik ölümler oluşabilir. Yurt dışında çalışan meslektaşlarımın bu konuda çok titiz olduklarını ve kısraklarda tay kızgınlığını geçirdiklerini sonraki kızgınlığında tohumlanan kısraklarda erken embriyonik ölümlerin gözle görülür derecede azaldığını bildirmektedirler. Yanlış hatırlamıyorsam haralarda çalışan bazı arkadaşlarımında bu tekniği başarı ile uyguladıklarını biliyorum. Tabi bu durumu bizler tavsiye ederiz. Fakat son söz at sahibinindir. 

Yaşlılık ise erken embriyonik ölümlerin diğer bir sebebidir. Tabi bunda bakım ve kısrağın kondüsyonuda önemli bir faktördür. Bunun için gebe kalan kısrağınızı gerektiği gibi ihtiyaçlarına göre beslemelisiniz. Çünkü gebelikte protein ve enerji yönünden zengin yemlerle rasyonlar oluşturulmalıdır. Bu gebeliğin devamı ve tay için çok ama çok önemlidir. Ayrıntıları Veteriner Hekiminizden öğrenebilirsiniz. 

Stres faktörü ise bizim hayatımızda olduğu gibi kısraklarınızın da hayatında önemlidir. Başlıca stres faktörleri aşırı hava sıcaklıkları bu durumlarda kısraklarınızı padoğa çıkarmamalısınız. Bir diğeri sudur ve çok önemlidir. Susuz kalan bir kısrak stres altında kalabilir. Atlarınızın önünde devamlı temiz su bulunmalıdır. 

Neler yapabilirize gelince, erken embriyonik ölümlerin önceden belirlenmesi imkansızdır. Bunda önemli olan yukarıda bahsettiğim ve pratiğe aktarılabilecek sebeplerin önüne geçebiliriz. Başta tay kızgınlığını geçirip sonraki kızgınlığa tohumlayabiliriz. Gebe kalan kısrağınızın beslenme ihtiyaçlarını karşılayıp,stres oluşturabilecek faktörleri azamiye indirebiliriz. En önemlisi de erken embriyonik ölüm yapmış kısraklarda dışardan gebelik hormonu takviyesi yapabiliriz. 

Tay Kızgınlığında Tohumlama

Yetiştiricilikte amaç her yıl bir kısraktan bir sağlıklı tay elde etmek ve o tayıda en erken zamanda elde etmektir.Bu sebeple geç doğumlardan sonra boş kalan kısraklar yetiştirici için yem,barınma,ilaç, veteriner….v.s yönünden ekonomik kayıptır.

Bazı çalışmalarda doğumdan sonraki ilk kızgınlıkta tohumlanmasıyla elde edilen gebelik oranı tay kızgınlığından sonraki kızgınlıkta tohumlanan kısrakların gebe kalma oranından %10-20 daha azdır.Tay kızgınlığı atlatıldığı yada kaçırıldığı zaman bir sonraki dönem kısrağın doğum tarihi 15-20 gün geriye atar.Kısraklarda tay kızgınlığında kısraklarda gebelik oranlarının daha verimli olması için bazı değişimleri bilmemiz gereklidir.

Doğumdan sonra;

İlk 3 saat:Plasenta (yavru zarları)atılır.

1.gün:Uterusun büyüklüğünde azalma oluşur ve vulvadan az miktarda kanlı bir akıntı gelir.

2.gün:Akıntının miktarı azalır ve rengi çamur kahverengine dönüşür.

3.-5. gün:Uterus kornuları hala doğum öncesi durumundan daha büyük ve geniştir.Vulval akıntı biter.Spekülüm muayenesinde cervix2te hiperemi(kırmızılık) görülebilir.

5.-15. gün:Tay kızgınlığı şekillenir.Kornular hala gevşek ve doğum öncesine nazaran daha büyüktür.Cervix doğumdan tay kızgınlığındaki ovulasyona kadar kapanmaz.

Yapılan çalışmalarda İstatiksel olarak;

%43 kısrak 9. günlerde 

%93 kısrak 15.günlerde

%97 kısrak 20.günlerde ovulasyon gerçekleştirir.

1.ay :Uterus doğumdan sonraki yaklaşık 32.günlerde normal halini alır.

Yapılan çalışmalar kısrakların tay kızgınlığındaki gebe kalma oranlarının düşük olduğunu, özelliklede doğumdan sonraki 10. günlerde ovulasyon yapan kısraklarda  uterus histolojik olarak ortalama 14.günlerde normale dönmektedir.Yumurtanın döllendikten sonra yaklaşık 5.-6.günlerde uterusa geldiğini göz önünde bulundurduğumuzda uterusun eski haline kavuşması  ve doğum sıvılarının temizlenmesinin embriyonun uterusa gelmeden önce olması önem taşımaktadır.

Bu sebeplerle kısrak eğer tay kızgınlığında çekilmek isteniyorsa,doğum sonrası uterus ve reprodüktif kanallar uzman Veteriner Hekimler tarafından Ultrason muayenesi yapılmalıUterusun normale döndüğü ve doğum veya diğer sıvılardan ari olduğu tespit edildikten sonra tohumlanmalıdır.Aksi takdirde kontrolsüz çekimlerde ve uterus involüsyonunun gerçekleşmediği durumlarda kısrağın gebe kalma yüzdesi çok düşük olacaktır.Ayrıca tecrübelerime göre bu dönemlerde uterus involüsyonunun tam olarak olumamış ama gebe kalmış kısraklar da yüksek oranda embriyonik ölümlerin oluştuğu görülmüştür.