25 Aralık 2017 Pazartesi

Ağrı Evlilik Gelenekleri

GELİN ADAYININ SEÇİMİ

Genellikle kız, köyün içinden ya da dışından tanıdık bir aileden seçilir. Ancak, sosyal çevrenin genişlemesi ve gençlerin tanıdık olmayanlarla da temas kurmaları sonucu az da olsa birbirini tanımayan aile çocukları arasında da evlilikler meydana gelebilmektedir. Fakat ne olursa olsun gelin adayının seçiminde ve damat tarafının hısım olarak kabul edilmesinde, ailelere karşı sosyal çevrenin takındığı tutumlar; yani halk arasındaki ailelerin şecereleri hakkındaki görüşler önemli rol oynar. Bu nedenle olacak ki gelin ya da damat adayının seçiminde soy-sop birinci derecede dikkate alınır. Halk arasında “her şey dengi dengine” “her ot kendi kökünde biter” (Her gihak lı ser kokağı bışındiki.) sözleri çok yaygın şekilde kullanıldığından, herkes her tanıdığının kızını isteyemediği gibi, her damat adayına da kazanılan statüsü yüksek de olsa kız verilmez. Eğer soy-sop’a dikkat edilmeyerek sadece kazanılan statü nedeniyle kız verilirse, köylüler tarafından kınanır. Dolayısıyla mobilitesi az ya da dışa kapalı sosyal gruplarda, kazanılmış statünün, verilmiş statüden daha az önemli olduğu ve pek rağbet edilmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

HALAT

Düğünlerdeki önemli kavramlardan biri de halâttır. Bu kavram Kars Sarıkamış’ta “armağan”; Gümüşhane Kelkit’te “erkek tarafının kız tarafına verdiği eşya” ; Neşrî Tarihi’nde elbise anlamında olup şöyle geçer: “...Osmangazi gayret göstererek, gidip Köprühisar’ı kuşattı, fethetti ve tekvurunu tepeledi. Bilecik tekvuru şad oldu; geçti, karşısındaki İnci Pınar adlı köyün pınarı üzerinde Osman’a büyük bir ziyafet verdi, güzel bir hil’at giydirdi, gazilere de inamlar etti, elini öptürdü” Eseri hazırlayan Köymen de, adı geçen kavramı “hükümdarın taltif etmek istediği kimselere giydirdiği şeref elbisesi” olarak yorumlar. Şemsettin Sami’de “hil’at” kavramının Arapça’dan geçtiğini belirterek, “hükümdar ve vezirler tarafından birine hürmeten giydirilen kaftan” anlamında kullanıldığını ifade eder. “Hil’at” kavramı, araştırma sahamızda çoğunlukla “halât” olarak ifade edilmektedir. Fakat kelime aynı olmasına rağmen, taşıdığı anlam, köyden köye farklılaşmaktadır. Meselâ Ürünveren’de gerdek sabahı geline takılan hediye; Aydıncık’ta gelin kardeşine verilen hediye; Meşeli’de erkek kardeşin, gelin olan kız kardeşine kemer bağlaması; Gökdere ve Yoncalıbayır’da, gelin indiğinde toplanan para; Alangören ve Tekevler’de davet etme; Kaşlıca’da gerdekten sonrası gelinin misafirlere verdiği hediye; Kızılpınar’da hediye; Çalık, Bahçe, Kuşçulu ve Çevreköy’de oğlan tarafının, kız tarafının yakınlarına aldığı hediye anlamında; diğer köylerde de bu anlamalara yakın olarak, genellikle erkek tarafından çeşitli nedenlerle kız tarafına verilen hediye anlamında kullanılmaktadır. Meselâ, gelin olacak kız verildikten sonra, oğlan tarafı kızın erkek kardeşine ya da dayısı ile amcasına önemli hediyeler verir. Buna halât dendiği gibi, gelin baba evinden çıkarken, odasının kapısı hediye alınmadan açılmaz, ya da gelinin yolu kesilerek kapatılır. Ancak bir hediye karşılığı yol açılır, buna da halât denir. Bu anlamlarda halât, karşı tarafı onure etme, onların gönlünü alma manâsına gelmektedir. Burukan-Bırukan aşiretinde yapılan bir çalışmada “armağan” için ”helat”; bir diğerinde de başlıktan sonra kız yakınları için istenen “hediye” anlamında “xelat” kullanılmıştır  Erzincan’da bazı anlaşmazlıkları çözümleyen seyyit ya da dedeye, hakemliğin karşılığı olarak bir hediye verilir, buna da “hıl’at” denir. Erzincan’da yapılan bir başka çalışmaya göre de, kız tarafının yakın akrabaları için erkek tarafından aldığı hediyelere “haliyet” denir  Ayrıca Urfa’da oğlan tarafından, kızın erkek kardeş ve dayısına verilen paraya “hil’at” İran Azerbaycan’ında ise, gelin olan kızın çeyizinin baba evinden çıkarılırken bir çocuğun üzerine oturarak engellemesi sonucu, o çocuğa verilen hediyeye “halet” (23) denir. Buraya kadarki bilgilere göre, söylenişi nasıl olursa olsun, taşıdığı anlam itibariyle birilerinin gönlünü almak, onların rızasını kazanmak için verilen bir şeyi (para, tüfek, koç vb.) ifade etmeye “halât” denmektedir

SAÇI

Saçı, Türkiye düğünlerinin en yaygın geleneklerinden biridir. Hatta saçısız düğün olmaz dersek, fazla mübalağa etmiş olmayız. Saçı, genellikle düğünde gelinin güvey evine gelmesi ile başına saçılan şeker, para, yemiş gibi şeylere denir. Bu anlamda, Bergama, Manisa ve çevresi, Çankırı, Gümüşhacıbey, Bayadı, Bor, Konya ve Varna / Bulgaristan’da da varlığı belirtilmektedir (35). Çeşme, İnegöl, Çorum, Bafra, Eskişehir, Merzifon, Alucra, Şebinkarahisar, Kars, Erzurum, Gürün, Koyulhisar, Divriği, Balâ, Ayaş, İncesu, Erkilet, Gelibolu, Lüleburgaz, Amasya ve çevresi, Kırşehir ile Kayseri’de de gelinin başında tutulan tepsiye düğün armağanı olarak, atılan şeylere “saçı”; Sarıkamış’ın Berne köyünde de düğüne davet için gönderilen kibrite, saçı ya da saçılık dendiği belirtilmiştir. Yozgat’ta da kız evinin davetine icabet edenlerin getirdiği hediyeleri ifade etmek için, saçı kavramı kullanılır.

İl İl Türkiye Kaplıcaları

BİR HALK HEKİMİ ANLATIYOR

Tanınmış bir halk hekimi olan Alman Vincenz Priessnitz, kendisini hekimliğe özendiren olayı şöyle anlatıyor:

“On yedi yaşımda iken bir kaza sırasında kaburga kemiklerim kırıldı. Beni doktora götürdüler. Tedavi başarısız geçti. Sakat kaldım. Babam kör olduğu için evin bütün işleri bana bakıyordu. Ailemizin geçimini temin edecek başka kimsemiz yoktu. Mutlaka bir şeyler yapıp ayağa kalkmalıydım. Vaktiyle parmağım ezildiği zaman, bunu soğuk su sargısı ile iyileştirdiğim aklıma geldi. Aynı metodu göğsümde denemeye karar verdim. Göğsüme soğuk suya batırılmış bezler sarmaya başladım. Ağrı ve sızılarım dindi. İlk defa rahat bir uyku uyudum. Bezler kurudukça yenileri ile değiştiriyordum. Birkaç gün sonra kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Kısa zamanda ayağa kalktım.

Artık ev işlerini zorlanmadan yapabiliyordum. çok geçmeden kaburga kırıklarım iyileşmiş, göğsümdeki şişlikten eser kalmamıştı. Tekrar eski sağlığıma kavuştuğumu gören komşularımız gözlerine inanamadılar. Kısa zamanda evimiz yaralanan, kırığı ve çıkığı olan hastalarla dolmaya başladı. Her hasta, bana yeni yeni denemeler yapmama fırsat verdi. Soğuk sargılara ilaveten yarım banyo, tam banyo, oturma banyosu, el ve ayak banyosu denemeleri yaptım. Hastalarım şifa bulmuş olarak ayrılıyor; bana dua ediyorlardı.”

Halk hekimi Vincenz Priessnitz, 1831 senesinde bir “su ile tedavi merkezi” kurmuş; “su havarisi” adı ile meşhur olmuştur.

İşte il il kaplıcalarımız;

ADANA HARUNİYE KAPLICALARI

Bikarbonat, kalsiyum, sülfür, magnezyum ve karbondioksit ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide-bağırsak, karaciğer, metabolizma bozuklukları ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Düziçi ilçesinde, şehir merkezine 17 kilometre mesafededir. Dolmuş seferleri yapılmaktadır.

AFYON ÖMER VE GAZLIGÖL KAPLICALARI

Alkalik, tuzlu, bikarbonat, florür ve karbondioksit ihtiva eden sulardır.

çocuk hastalıklarına, romatizma, böbrek ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

ömer kaplıcasının şehir merkezine uzaklığı 17 kilometre, Gazlıgöl’ün ise 22 kilometredir. Afyon’dan her iki kaplıcaya da otobüs seferleri düzenlenmektedir.

metre, Hıdır Bey kasabasına ise 2 kilometre mesafededir. Vasıta problemi yoktur.

AFYON SANDIKLI HUZAİ KAPLICALARI

Kükürt, karbondioksit, bikarbonat ve alkalik maddeler ihtiva eden sulardır.

Mide-bağırsak, böbrek, romatizma, kadın ve deri hastalıkları, solunum yolları rahatsızlıkları için iyi gelmektedir.

Kaplıcalar Sandıklı’ya 9 kilometre, Afyon’a ise 70 kilometre mesafededir. Sandıklı Belediyesi otobüs seferleri düzenlemektedir.

ANKARA HAYMANA KAPLICALARI

Bikarbonatlı, kalsiyumlu, sodyumlu, mağnezyumlu, karbondioksitli sulardır.

Mide, böbrek, solunum yolları, kan dolaşımı ve beslenme bozukluğu rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Haymana’ya Ankara’dan otobüs seferleri yapılmaktadır.

ANKARA AYAŞ KAPLICALARI

Kalsiyumlu, klörürlü, sodyumlu ve karbondioksitli sulardır.

Romatizma, solunum yolları, kan dolaşımı, mide ve beslenme bozukluğu hastalıklarına iyi gelmektedir.

Ankara’dan Ayaş’a otobüs seferleri yapılmaktadır.

ANKARA KIZILCAHAMAM KAPLICALARI

Karbondioksit, klorür, bikarbonat, arsenik ve sodyum ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide, solunum yolları, deri, çocuk hastalıkları ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Ankara’dan Kızılcahamam’a otobüs seferleri yapılmaktadır.

ANTALYA DEMRE İÇMELERİ

Klorür, magnezyum, hidrojen, sodyum ve sülfür ihtiva eden sulardır.

özellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Kaş ilçesine uzaklığı 40 kilometredir. Yozgat’tan otobüs seferleri düzenlenmektedir.

BİTLİS ILICAKÖY KAPLICASI

Sodyum, hidrojen, flüorür, sülfat ve klorür ihtiva eden bir sudur.

Romatizma, kadın ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Bitlis’le Ilıca köy arası 22 kilometredir. Minibüs ve dolmuş seferleri yapılmaktadır.

BİNGÖL KÖS KAPLICASI

Sodyum, kalsiyum, arsenik, bromür, karbondioksit ve bikarbonat ihtiva eden bir sudur.

Romatizma, mide-bağırsak, dolaşım, şişmanlık ve gut hastalıklarına iyi gelmektedir.

Şehir merkezine 20 kilometre mesafededir. Otobüs ve minibüs seferleri düzenlenmektedir.

BOLU KAPLICALARI

Karbondioksitli, acı bikarbonatlı, radyoaktif, hipertermal sulardır.

Böbrek, mide ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Bolu’ya beş kilometre mesafede olup dolmuş seferleri yapılmaktadır.

BURDUR İNSUYU İÇMELERİ

Bikarbonat, kalsiyum ve bromür ihtiva eden sulardır.

Şeker, mide, bağırsak ve metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Burdur-Antalya yolu üzerindedir. Burdur’a uzaklığı 14 kilometredir. Dolmuş seferleri yapılmaktadır. “İnsuyu Mağarası” adıyla bilinmektedir.

BURSA KAPLICALARI

Bursa’daki kaplıcalar çekirge semtine serpilmiş vaziyettedir. İrili ufaklı birçok kaplıca vardır. Ancak çoğu turizm şirketlerince işletildiğinden otelleri ve servisleri hayli pahalıdır.

Genellikle romatizma, siyatik, cilt hastalıkları, böbrek, idrar yolları hastalıklarına iyi gelen sulardır.

BALIKESİR GÖNEN KAPLICALARI

Sülfat, flüorür, bikarbonat, sodyum, klorür ve magnezyum ihtiva eden sulardır.

Romatizma, böbrek, mide, metabolizma bozuklukları ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Balıkesir ve Bursa’dan Gönen’e otobüs bulmak çok kolaydır.

BURSA İNEGÖL OYLAT KAPLICALARI

Radyoaktif elementler ihtiva eden sulardır.

Daha ziyade romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

Bursa’ya 80 kilometre, İnegöl ilçesine de 35 kilometre mesafededir. Vasıta problemi yoktur.

ÇORUM BEKE KAPLICALARI

Bikarbonatlı ve sodyumlu sulardır.

Böbrek, mide, bağırsak ve beslenme bozukluğu hastalıklarına iyi gelmektedir.

Mecitözü’nden ve çorum’dan dolmuş seferleri yapılmaktadır.

ÇANKIRI-KURŞUNLU ÇAVUNDUR KAPLICALARI

Sülfatlı, alkalik ve bikarbonatlı sulardır. Romatizma, kadın hastalıkları, solunum yolları ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

çankırı - çerkeş otobüsleri yakınından geçmekte; Kurşunlu’dan dolmuş seferleri yapılmaktadır.

DİYARBAKIR ÇERMİK KAPLICALARI

Klorür, sodyum, bikarbonat, bromür, hidrojen ve sülfür ihtiva eden sulardır.

Romatizma, kadın ve deri hastalıkları, solunum yolları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Kaplıcalar çermik’ten 5 kilometre mesafededir. çermik-Diyorbakır arası ise 95 kilometredir. Vasıta problemi yoktur.

DENİZLİ PAMUKKALE KAPLICALARI

Kalsiyum, sülfat, bikarbonat ve karbondioksit ihtiva eden sulardır.

Romatizma, kan dolaşımı bozuklukları, böbrek, mide ve solunum yolları rahatsızlıkları için iyi gelmektedir.

Denizli’ye 20 kilometre mesafededir. Minibüs, otobüs ve dolmuş seferleri düzenlenmektedir.

GERMENCİK ALANGÜLÜ KAPLICALARI

Klorür, sodyum ve bikarbonatlı sulardır. Romatizma, mide-bağırsak, böbrek, kan dolaşımı, çocuk ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Aydın’ın Germencik ilçesine 9 kilometre, Hıdır Bey kasabasına ise 2 kilometre mesafededir. Vasıta problemi yoktur.

ELBİSTAN CELA İÇMELERİ

Bikarbonat, kalsiyum, karbondioksit, bromür ve demir ihtiva eden sulardır.

Mide-bağırsak ve metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine 30 kilometre mesafededir. Ekinözü kasabasındadır. Şehir merkezinden otobüs seferleri düzenlenmektedir.

ERZURUM PASİNLER KAPLICALARI

Klorür, sodyum, bromür, bikarbonat ve karbondioksit ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide-bağırsak, böbrek, kadın ve çocuk hastalıklarına iyi gelmektedir. Pasinler ilçesinde üç adet kaplıca ve ılıca vardır. 1. Pasinler Kaplıcası 2. Akdağ Ilıcası 3. Köprü köy Deli çermik Kaplıcası.

Her üç kaplıcaya gitmek için Pasinler’e ulaşmak yeterlidir. Buradan kaplıcalara minibüs seferleri düzenlenmektedir. Ak dağ Ilıcasına Erzurum’dan da gidilebilir.

ERZİNCAN EKŞİSU KAPLICALARI

Magnezyum, sodyum, karbondioksit, klorür ve bikarbonat ihtiva eden sulardır.

Romatizma, solunum yolları, mide, böbrek kan dolaşımı, metabolizma ve kadın hastalıkları için iyi gelmektedir.

Şehir merkezine 10 kilometre mesaşım ve solunum yolları ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Van’dan Erciş ilçesine, oradan da Hasan abdal köyüne gitmek gerekmektedir. Erciş’ten kaplıcaya minibüs seferleri düzenlenmektedir.

EZİNE KESTANBOLU KAPLICALARI

Sodyum, demir, klorür ve radyoaktif elementler ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide, böbrek, kan dolaşımı ve metabolizma rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Çanakkale’ye uzaklığı 65 kilometre, Ezine ilçesine ise 17 kilometredir. Çanakkale’den otobüsle Ezine’ye, oradan da dolmuşla Kestanbolu kaplıcalarına gitmek mümkündür.

ELAZIĞ KOLAN KAPLICASI

Kalsiyum, bikarbonat, fosfat, sodyum, bromür, magnezyum, arsenik ve karbondioksit ihtiva eden bir sudur.

Romatizma, mide-bağırsak, dolaşım ve solunum yolları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Elazığ’dan Karakoçan ilçesine, oradan da Peri Suyu kenarında bulunan Kolan Kaplıcası’na gitmek gerekmektedir.

FATSA SARMAŞIK KAPLICALARI

Kalsiyum, sülfat, sodyum, bromür ve florür ihtiva eden sulardır.

Mide-bağırsak, romatizma, sindirim sistemi ve metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Ordu’dan ve Fatsa’dan otobüs seferleri yapılmaktadır. Fatsa’ya 13 kilometre mesafededir.

GEMLİK ARMUTLU KAPLICALARI

Sülfat, kalsiyum, klorür, sodyum ve bikarbonat ihtiva eden sulardır.

Romatizma, böbrek, mide, metabolizma ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Kaplıcaların ilçeye uzaklığı 20 kilometredir. Sık olarak minibüs seferleri yapılmaktadır.

HAVZA KAPLICALARI

Sodyum, bikarbonat ihtiva eden oligometalik sulardır.

Romatizma, kadın hastalıkları ve hazım bozukluklarına iyi gelmektedir.

Samsun’dan Havza’ya otobüs seferleri düzenlenmektedir.

KIRŞEHİR KAPLICALARI

Mahmutlu Kaplıcası: Çiçekdağı ilçesine bağlı Mahmutlu köyündedir.

Bulamaçlı Kaplıcası: Çiçekdağı’na üç kilometre mesafededir.

Terme Kaplıcası: Şehir merkezine iki kilometre mesafededir.

Klorür, bikarbonat, kalsiyum, sodyum, arsenik, karbondioksit ve radyoaktif maddeler ihtiva eden sulardır.

Kadın hastalıklarına, romatizmaya, mide ve solunum rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

KONYA ILGIN KAPLICALARI

Kalsiyum, sodyum, karbondioksit ve bikarbonat ihtiva eden sulardır.

Dolaşım sistemi kadın hastalıkları, solunum yolları ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Konya, Afyon ve Eskişehir’den otobüs seferleri düzenlenmektedir.

KAYSERİ BAYRAMHACI KAPLICALARI

Klorür, sodyum, kalsiyum, karbondioksit ve bikarbonat ihtiva eden sulardır.

Kadın hastalıkları, romatizma, mide, solunum yolları ve kan dolaşım sistemi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Kayseri, Nevşehir ve Kırşehir’den her zaman için otobüs bulmak mümkündür.

MUĞLA KÖYCEĞİZ SULTANİYE KAPLICALARI

Tuzlu, hidrojen, bromür, sülfür, florür ve radyoaktif maddeler ihtiva eden sulardır.

Romatizma, metabolizma bozuklukları, deri ve kadın hastalıkları için iyi gelmektedir.

NEVŞEHİR KOZAKLI KAPLICALARI

Klorür, sülfat, sodyum, bikarbonat ve kalsiyum ihtiva eden sulardır.

Romatizma, böbrek, mide, bağırsak, kadın hastalıkları ve metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Yozgat’tan otobüs seferleri yapılmaktadır.

NİĞDE ÇİFTEHAN KAPLICALARI

Tuz, flüorür ve toprak alkali ihtiva eden sulardır.

Romatizma, böbrek, mide bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.

Niğde’den ve Ulukışla’dan otobüs seferleri düzenlenmektedir. Trenle de gitmek mümkündür.

REYHANLI HAMAMAŞ KAPLICALARI

Sülfat, sodyum, klorür, bikarbonat, kalsiyum, bromür, hidrojen, sülfür ve florür ihtiva eden sulardır.

Karaciğer, mide-bağırsak, romatizma ve metabolizma rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Hatay’ın Reyhanlı ilçesine 25 kilometre mesafededir. Hatay’dan ve Reyhanlı’dan otobüs seferleri düzenlenmektedir.

RİZE ANDON KAPLICALARI

Sodyum, sülfat, bikarbonat, kalsiyum, mağnezyum, karbondioksit ve demir ihtiva eden sulardır.

Romatizma ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıcalar, Rize’ye 20 kilometre mesafededir. Minibüs seferleri düzenlenmektedir.

SİİRT BİLLURUS KAPLICALARI

Klor, sülfat ve kükürt ihtiva eden toprak kalevli sulardır.

Romatizma, deri hastalıkları, böbrek, mide-bağırsak ve solunum yolları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Siirt’e 18 kilometre mesafededir. Otobüs, minibüs ve dolmuş seferleri vardır.

YOZGAT SARIKAYA KAPLICALARI

Toprak alkali, bikarbonat, demir ve radyoaktif elementler ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide, bağırsak, kan dolaşımı ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Yozgat, Kayseri ve Ankaradan otobüs seferleri düzenlenmektedir.

TURGUTLU URGANLI KAPLICALARI

Karbondioksit, bikarbonat, florür ve alkalik sulardır.

Mide-bağırsak, kan dolaşımı, romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Manisa’nın Turgutlu kazasından kaplıcalara otobüs seferleri düzenlenmektedir.

MUĞLA KÖYCEĞİZ SULTANİYE KAPLICALARI

Tuzlu, hidrojen, bromür, sülfür, florür ve radyoaktif maddeler ihtiva eden sulardır.

Romatizma, metabolizma bozuklukları, deri ve kadın hastalıkları için iyi gelmektedir.

TUNCELİ BAĞIN KAPLICASI

Kalsiyum, arsenik, bikarbonat ve karbondioksit ihtiva eden bir sudur.

Romatizma, mide, solunum yolları, deri ve çocuk hastalıklarına iyi gelmektedir.

Tunceli’den Malazgirt ilçesine, oradan da Bağın köyüne gitmek gerekmektedir.

YALOVA KAPLICALARI

Sülfat, sodyum, florür, kalsiyum ve bikarbonat ihtiva eden sulardır.

Romatizma, mide-bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Yalova’dan kaplıcalar arası mesafe 12 kilometredir. “Termal” adı verilen tesislere sık olarak minibüs seferleri düzenlenmektedir

Cam

Cam olmaksızın günlük hayatımızı düşünmek zordur. Büyük bir çeşitlilik gösteren cam ürünlerinin hemen bütün sanayi alanlarında, ev ve sanat faaliyetlerinde yeri vardır.

Cam nasıl terif edilebilir? Donmuş sıvı veya düzensiz katı mıdır? İncelenmesi güç bir yapıya sahip olan cam bilim adamları tarafından uzun süre ihmal edildi; bilim adamları hiç kuşkusuz obsidiyen gibi doğal camların özelliklerini biliyorlardı, ama 5.000 yıldır kullanılan ticari camı önemsemiyorlardı. Oysa 60 yıldır cam sanayi önemli teknik gelişmeler kaydetmiştir ve artık araştırmacıların ilgisi kristal olmayan katılar ile bunların elektronikle veya biyolojide kullanımları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Güncel eğilim, camların büyük bir kısmının özellikle geleneksel mineral camlarının, temelde metal olmayan ve genellikle kırılgan inorganik maddelerden meydana gelmiş seramik grubunun bir bölümünü oluşturduğu yönündedir.

Hemen hemen bütün sanayi camları, doğal hammeddelerden oluşmuş camlaştırabilir bir karışımın, yüksek sıcaklıkta eritilmesi ve bu aşırı erimiş sıvının dondurulması sonucunda elde edilir. Özel camların hazırlanması için, buhar fazında çökeltme veya sol-jel (çözelti-jel) yöntemleri gibi, diğer metotlar uygulanır. Halen kullanılmakta olan camların niteliklerini yükseltmek, yeni camlar geliştirmek veya var olan camların bilinmeyen özelliklerini ortaya çıkarmak ve böylece yeni kullanım alanları yaratmak üzere sürdürülen çalışmalar, camın gelecekte önemli bir malzeme haline gelmesini sağlayacaktır.

Camın yapısı ve tanımı :

Soğutulan sıvıların büyük bir çoğunluğu katılaşma sıcaklığına (T) ulaştığında kristalleşir. Oysa erimiş kuvars (saf silis) için aynı şey geçerli değildir. Çabucak soğuyan kuvars, T= 1 730 C olan katılaşma sıcaklığına kristalleşmeden ulaşır ve daha sonra sıcaklık düştüğünde bile, kararsız bir dengeyi sıvı durumundayken de korur. Bu sırada dönüşüm hızı o kadar azalmıştır ki aşırı erimiş yarıkararlı bir sıvı biçiminde kalmaya devam eder. Sıcaklık azalınca sıvının akışmazlığı da sürekli olarak ve önemli ölçüde azalır ve sonunda, T = 1 180 C  olan camsı geçiş sıcaklığına erişince kristalleşmeden donar. Böylece aşırı erimiş sıvı sadece tek bir bileşen içeren, camların en basiti olan silis camına dönüşür.

Tuhaf bir biçimde doğal olarak kristalleşmiş kuvars ile silis camı, merlkezinde bir silisyum iyonu ve dört köşesinde oksijen iyonları bulunan dörtyüzlü SiO’ten oluşmuş, aynı temel motife sahiptir. Ama kendi aralarında ortak köşelerle bağlı olan bu dörtyüzlükler, kristal durumunda çok büyük boyutlu bir düzenli yapı oluştururken, cam durumunda yapıları düzensiz ve oldukça önemli boşluklar içerir. Bu camsı hal esas olarak -kimyasal bileşiminden ve soğuma hızından başka - atomların düzenli olarak yapılaşmasını engelleyerek akışmazlık durumundan kaynaklanır. Sıvı halde özgü düzensizlik durumu T sıcaklığından geçiş sırasında korunur. “Amorf” diye tanımlanan maddelerle arasındaki fark nedeniyle cam, camsı geçiş olayını gösteren kristal olmayan bir katı olarak tanımlanır. Oksitlerden oluşmuş (SiO+Na+CaO) karma bileşimler olan mineral camlarıysa metallerin ve alaşımlarının, organik polimerlerin ve iki veya daha çok maddenin bileşimlerinden oluşan karma maddelerin oluşturduğu başka gruplarla birlikte, seramikler arasında sınıflandırılır.

Camın bileşenleri ve üretimi :

Cam silis (SiO) gibi yalnız başına kullanılan oluşturucu oksitlerden üretebilir, ama erime sıcaklığını düşürmek için, bunlara alkali oksitler (mesela NaO) gibi eriticiler eklemek uygundur. Bir oluşturucu ve bir eriticiden oluşan ikili camlar, genellikle yeterli kimyasal dayanıklılığa sahip değildir. Kararlaştırıcı toprakakali oksitler (mesela CaO) camın kimyasal etkenlere karşı dayanıklılığını arttırmak için karışımı eklenir. Böylece gerektiğinde renk gibi özellikleri veren başka değiştiricelerin katıldığı, silisyum-sodyum-kalsiyum camları oluşturulur.

Kum sodyum ve kalsiyum karbonatları gibi hammaddelerden oluşan camlaşabilen karışım cam fabrikasının fırınına konur. Erime inceltme (gazdan arıtma) ve kimyasal homojenleştirmeden sonra, fırının içeriği dondurma denen hızlı bir soğutmaya tabi tutulur. Bu işlemden aşırı erimiş bir sıvı olan cam elde edilir. Erimiş metal alaşımların çok daha hızlı bir şekilde soğutulması (sıvıların aşırı su vermesi) ilginç kimyasal ve mekanik özellikere sahip metal camlarını oluşturur. Başka bir yöntem bir çözücü dağılmış ince parçacıklardan oluşan (çapları 0,1 ila 0,001 um arasında olan) kolloidal bir çözeltinin asitlenmesiyle veya hidrolizlenmesiyle elde edilen bir jeli esas alır. Daha sonra sinterlenen bu jel, özel camların hazırlanması için tabakalar halinde yayılabilir (sol-jel yöntemi). Nihayet bir gaz fazının düzensiz karekteri mesela optik lifleri oluşturmak için kullanılır.

Cam ürünleri :

Fırında hazırlanan cam yavaş yavaş soğutulur, böylece camın akışmazlığını, elde edilmek istenen ürünü şekillendirmeye yetecek kadar uzatmak mümkün olur. Kullanılan birçok değişik şekillendirme yöntemi vardır: dökme kalıplama, çekme, haddeleme, şişirme kalıplama, presleme, merkezkaçlama bunlardan birkaçıdır. Bunlar tek veya birlikte kullanılır. Şekillendirmeden sonra, tavlama adı verilen camın kontrollü olarak soğutulması işelmi, iç gerilimleri serbest bırakır ve parçaların zarar görmesine engel olur.

Cam ürünleri dört büyük sanayi sektörüne girer. Temel olarak vitrinlerde kullanılan düz cam, birkaç yıl öncesine kadar, dikey çekme veya iki silindir arasında sıcakta haddelemeyle üretilmekteydi. Bugün yüzdürme cam (float-glass) tamamen düz bir erimiş kalay banyosunun yüzeyinde yüzdürülen erimiş camın yatay çekmesiyle üretilir. Sıvılar için mükemmel ambalaj olan şişe camı, üretilen camın en büyük tonajını teşkil eder. Temel bileşimlerine göre, cam elyafı ısıl yalıtma, cam-polimer bileşimi maddelere güçlendirici olarak katılır veya işaretlerin iletilmesine (optik lifler) yarar. Daha az üretilen özel camlar, katma değerleriyle ayırt edilir: mesela sanat camcılığı için kristal veya optik için teknik camlar eklenir. Silis camı, pyrex türü borosikatlar, ışımıyla renkleri değişen fotokrom camlar, veya mutfak aletlerinde gitgide daha fazla kullanılan camseramikler pişirme medikal protezler bunların başlıcalarıdır.

Camın özellikleri ve işlevleri :

Camın kimyasal bileşimi büyük çeşitlilik gösterir, çünkü stokiyometri kurallarıyla sınırlanmamıştır. Bir elementinin oranı sürekli olarak belirli sınırlar içinde değiştirilerek çok sayıda işlevi yerine getiren yavaş yavaş değişen niteliklere sahip tam bir cam dizisi üretmek mümkündür. Bu nitelikler arasında mekanik veya kimyasal dayanıklılık su geçirmezlik estetik ve optik işlevleri sayılabilir.

Optik camın ayrıcalıklı kullanım alanıdır. Saydamlığı sayesinde iç ve dış kısımları arasındaki görsel teması sağlar. Tayf özellikleri camın bir filtreye veya işaretlerin iletimi için bir dalga yönlendiricisi olarak kullanılabilmesi mümkün kılar. Yükseltilebilen kırılma indisiyse camın optik sistemlerde ve kristal gibi değerli ürünlerde kullanılamsına imkan verir.

Camın mekanik dayanıklılığı, su verme yoluyla yüzeyleri sıkıştıralarak güçlendirilebilir. Bükülmeye, darbelere veya ısıl zorlamalara dayanıklılık gibi ek nitelikeri, camın bina ve taşıtlarda aranan bir malzeme olmasını sağlar. Bundan başka, plastik filimlerle yaprak halinde üetildiğinde insanların ve kıymetli eşyanın güvenğini sağlar.

Kimyasal maddelere karşı  dayanıklı  olan  cam,  hemen hiç tepkimeye girmez ve yapısı değiştirilemez. Bu nitelik, eczacılıkta kullanılan nötr camlar için  daha  da  güçlendirilmiştir.  Bu camlar genel olarak,  kan plazmasının  veya ilaç çözeltilerinin gereğince hazırlanmasına yarayan alüminoborosilikatlardan meydana gelmektedir.  Bu kapların iç yüzeyleri sterilize etme işlemine dayanıklı olmalıdır.

Su ve hava sızdırmazlık niteliği sayesinde, sıvı ve gaz ortamlarını biribirnden ayıran cam, bir yalıtkan’dır. Muhtemelen metal veya oksit katmanlarla tamamlanmış veya genişletirilmiş, cam köpüğü halinde iki cam yaprağı arasında hapsedilmiş ince hava tabakası ısıl yalıtkanı oluşturur. Ses yalıtımı kalın veya çift camla sağlanır.

Camın estetik işlevi yekpare renkli camlarda veya çoklu katmanlı camlarda, hatta duvarları süsleyen yansıtıcı camlarda görülür. Sanat camcıları opal camlarıyla, cam hamuruyla veya kristali yontarak şahaserler verirler. 

Geleceğin malzemesi cam :

Bol bulunan doğal hammaddelerden hazırlanan cam, çevre kirletici bir madde değildir. Üstelik cam üretiminin önemli bir miktarı, hammaddelerden ve enerjiden tasarruf etmek üzere, geri çevrimle yeniden kullanılır. Cam sanayiinde, hafifletilmiş, dayanıklı, yüksek verimle üretilen ve çoğunlukla başka malzemelere göre daha ucuza mal edilen eşyaların pazara sürülmesinde, şekillendirme ve yüzeylerin işlenme tekniklerindeki ilerlemelerden ve bilgisayar destekli tasarım ve kontrol makinelerinin kullanımından yararlanılmaktadır. Diğer taraftan tüketicilerin tercihleri, sağlıklı, doğal ve temizlenmesi kolay sayılan cama yönelmiştir.

Biyolojik malzemeler türünden günce ihtiyaçlara daha iyi uyum sağlayan yeni camların sürekli araştırılmasında başka, bugünkü teknikler üç ana doğrultuda gelilşmektedir. Bunlardan biri, camı iletken veya yarı iletken tabakalar (ısınan camlar, fotovoltaik gözler, afişleme), ışığın (fotokromlar), elektrik alanının (elektronlar) veya ısının (termokromlar) etkisi ile rengi değişen tabakalar, kızılaltını yansıtarak binaların ısıl konforuna katıkıda bulunan az yayın özelliğine sahip tabakalar ve özel ve isteğe göre değiştirilebilen niteliklere sahip ince tabakalara destek olarak kullanma tekniğidir. İkincisi, kızılaltında iletim özellikleri gitgide optik liflerle iletişimde kendini gösteren flüorlu camlar gibi yeni camların üetimidir. Üçüncü konuysa, karma malzemelerin üretimidir. Cam, gelecek vaat eden bu sektörde gittikçe büyüyen bir yer tutmaktadır.